20.09.2017 / Genel Gündem Analizi

İktidar hiçbir şekilde FETÖ ile mücadale etmemektedir. FETÖ şu anda bir zamanlar onların uyguladığı gibi insanları sindirmek ve göz dağı vermek için bir araç haline gelmiş durumda. OHAL’in kaldırılmama sebebi de bu tür süreçleri iktidar açısından çok kolay hale getiriyor olması. FETÖ ile mücadele darbe girişiminden bir ay sonra Rusya’nın teslim ettiği belgelerdeki isimler temizlendikten sonra sona erdi. Ahmet Şık, Kadri Gürsel ve bir çok diğer bu örgütten en çok zarar görmüş ve hayatları bununla mücadeleyle geçmiş gazetecilerin bu sebeplerle içeride tutulmalarının akıl ve mantık açısından tutulabilir hiçbir yanı yoktur. Yandaş veya değil, bunu savunacak insan gerçekten ya aklında bir sorun vardır ya da kötü niyetlidir.

Ülke ekonomisinde hiçbir şekilde yeni üretim yapılmamakta, hizmet sektörü kendi içinde dönüyor ancak avrupa ekonomisi Türkiye’den uzaklaşıyor. Politik dengesizlik hissettikleri için alternatif aramaktalar çünkü hisselerinin veya anlaşmalarının arkasında devlet garantisi olduğunu hissedemiyorlar. Bunu otomativ ve tekstil gibi sektörlerin yavaşlamasından görebiliyoruz. Bunun sebeple televizyonlarda yayınlanan büyüme rakamları gerçeği yansıtmıyor. Bu rakamlar devletin enerji sektörü ithal ve ihracatının, yurt dışından içeriye sokulan kayıt dışı paraların “yatırım” gibi göstermenin bir sonucu olarak ortaya çıkmakta. Nitekim EU sık sık Türkiye’yi kayıt dışı ekonomi konusunda uyarıp bu sorunları düzeltmesini beklemekte. Yalnız bu ekonomiyi çok kötü etkileyeceğinden İktidar tarafından uygulanması imkansız.

Geniş araştırmalar sonunda şöyle bir sonuca varabiliyoruz: Zamanında IŞID’den alınan petrolün Amerika’daki firmalara satılması gibi benzer gölgede kalan işlemler sonucu kazanılan paralar ilk olarak paranın nereden geldiğini umursamayan 3. dünya ülkelerindeki bankalara aktarılmakta. Bu tür ülkeler paranın kayıt içi olup olmadığını umursamıyorlar çünkü ekonomilerinde böyle bir lüks yok. Buradaki bankalardan da bu paralar ülkedeki bankalara aktarılıp “dış yatırım” gibi gösterilerek ekonomide bir büyüme olduğu görünümü oluşturuluyor. Bu dolaylı olarak ülkeyi AKP iktidarına bağlamak zorunda bırakıyor çünkü bu tür uygulamalar, AKP yarın iktidardan inerse yeni gelen parti bu tür uygulamaları uygulayacak yeterli zamana ve bağlantılara henüz sahip olamayacağı veya ahlaki açıdan belki yapmak istemeyeceği için AKP bu durumda “Bakın bizi indirdiniz ekonomi ne hale geldi, bize muhtaçsınız, AKP’nin geleceği Türkiye’nin geleceğidir” mesajını vermesi çok kolay hale gelecektir. Bu açıdan Tayyip Erdoğan ve Berat Albayrak çok akıllı bir politik oyun oynamakta. İran’la olan ilişkiler ve yaşanan Reza Zarrab olaylarının da sebebi bunun gibi ülkeye dışarıdan kolay yoldan komisyon yoluyla kayıt dışı altın ve para sokma amaçlarının bir sonucuydu.

Eğitim konusuna gelince. Eğitim ciddi iş, o yüzden “TEOG’u kaldırırız o kolay”. Şaka bir yana, iktidar eğitim konusunda ne yaptığı konusunda hiçbir fikre sahip değil. Bunun sebebi kısaca bakanlıkların bağımsız karar verme yetkisine sahip olmaması ve çalışanların yetkin eğitimcilerden oluşmaması sonucunda ortaya çıkıyor. Bunun yakın zamanda düzeleceğini düşünmeyin. Çünkü dinamiğin altında insan doğasının bazı durumları da mevcut. Erdoğan’ın artık Milli Görüş veya benzeri bir ideolojik görüşü olmadığı için gücü elinde tutmasının tek yönteminin koşulsuz biat olduğunu düşünüyor bu yüzden her şey kontrolü altında ve ondan geçmeden hiçbir karar alınamıyor. Bu, dolayı olarak işleri yavaşlatıyor ve bakanlıkların bağımsız çalışmalarını engelliyor. Bir diğer sebepte gerçekten eğitimden anlayan ve bilen insanlar yüksek konumlara gelemiyor çünkü bu tür yetkin insanlar genelde biat kültürüyle yaşamaya alışık değil ve/veya bağımsız kararlar alamayacakları gibi sebepler için bunu istemiyorlar. Bu kısır döngünün Erdoğan’ın kişisel politik çıkarı sebebiyle kırılması yakın zamanda imkansız gözükmekte. Bu sebeple olan fakir insanların çocuklarına oluyor. Çünkü durumun farkında olan orta halli veya varlıklı insanlar, çocuklarını özel okullara göndererek bundan kurtulabiliyor. Ancak Erdoğan’a oy veren muhafazakar çoğunluğun çocuklarında büyük bir jenerasyon mahvolmakta. Bu, gelecekte ülke için çok büyük bir yara halini alacaktır.

AKP’nin iç yapısına gelirsek. Açıkçası AKP diye bir parti pek yok. Sadece Erdoğan ve onun kararları var. Erdoğan bunu yapmak zorunda olduğunu hissediyor çünkü en küçük bir zayıflıkta kendi içindeki Erdoğanist ve çıkarcı tayfadan dahi homurdanmalar çıkacağını biliyor. Unutmayın ki güç eldeyken hiçbir totaliter yönetim çözülmez. Ancak güç biraz azaldığı ve ipler biraz gevşediği anda Erdoğan’dan şikayetçi olan ancak ses çıkartamayan yüzlerce politik, ekonomik, sanatsal vb. figürler ilk fırsatta ses yükseltecektir. Bu tür durumların oluşmaması için Erdoğan sık sık göz dağı vermek amacıyla FETÖ bahanesini kullanmakta ve sindirme amacına gitmektedir. İşler öyle bir noktaya geldi ki bunu yapmak zorunda olduğunu hissediyor artık.

(39 kez ziyaret edilmiş, bugün 1)
0